Çocuklarımızı farkında olmadan verdiğimiz olumsuz mesajlar…

Çocuklarımıza benim çocuğum ‘zekidir’ya da ‘utangaçtır’ gibi nitelendirmeler  yapmamız gerekiyormuş, neden mi? Eğitim Bilimci Dr. Özgür Bolat, geçtiğimiz günlerde hurriyet.com.tr’de yazdığı yazı oldukça ilgimizi çekti. Bir ebeveyn olarak çocuklarımıza üstü kapalı olarak verdiğimiz yanlış mesajları ele alan Bolat, anne ve babanın nasıl davranması gerektiğini bu yazıda örneklerle çok güzel açıklamış. Okunmaya değer bir yazı olarak anne ve babalar için yayınlamak istedik…

İşte o yazı…

Ailenin gizli mesajları olumsuz davranışları nasıl pekiştiriyor?

Birçok anne ve baba, çocuklarının olumsuz davranışlarını değiştirmek istiyor. Ama maalesef farkında olmadan verdiği mesajlar, değiştirmek istediği davranışları tam tersi pekiştiriyor.

Örneğin bir kadın, babaya soruyor: Saat geç oldu. Sizin çocuklar yatmıyor mu? Baba sitemkâr bir tonla hemen yanıt veriyor: “Oooo, bizim çocuklar gece kuşudur. Bu saatte hayatta yatmaz.”

Misafirliğe gidiliyor. Evde çok güzel bir brokoli salatası var. Kadın, bu salata çok güzel deneyin diyor. Anne, hemen yanıt veriyor: “Oooo, bizim çocuklar yemek seçer. Brokoli hayatta yemez.”

Bir adam, çocuğa okul nasıl gidiyor diye soruyor. Çocuk da yanıt vermiyor. Çocuğun babası hemen “Oooo bizim çocuk utangaçtır, konuşmaz” diyor.

Çocuk tablet oynuyor. Anne, “Bizim çocuk hayatta bilgisayarı elinden bırakmaz” diyor.

Tüm bu mesajlar, çocuğun olumsuz davranışlarını sürdürmesi için gizli mesajlar veriyor. Nasıl mı?

ETİKETLEMENİN GİZLİ ETKİSİ

Bu tür mesajlar iki sebepten dolayı çocuğun olumsuz davranışlarını pekiştirir.

İlk olarak, tüm bu mesajlar birer etikettir. Aile, söylemleriyle olumsuz davranışları etiketler ve mühürler. Çocuk da etiketlenen davranışları kimliğine entegre etmeye başlar.

Örneğin çocuk “Ben utangaç bir insanım ve bununla kabul görüyorum” der.

Kimliğe entegre edilen özellikleri de insan bırakmak istemez. Çünkü bırakırsa bu kimliğinden ve dolayısıyla kabulünden vazgeçmek anlamına gelir.

Kimliğinden vazgeçme ve dolayısıyla kabul görmeme, insanda varoluşsal endişe yaratır. Bu yüzden kişi benliğini sürdürmek için olumsuz davranışını sürdürmeye devam eder.

KAYBEDİLEN BİR SAVAŞ

İkinci olarak bu tür mesajlar, aile ile çocuk arasında bir savaş olduğunu ve savaşı çocuğun kazandığını ima eder. Aile bu söylemlerle pes ettiğini kabul eder.

“Biz çocukları erken yatırmak için çok uğraştık ama başaramadık” mesajı gibi.

Kısacası çocuklar kimlik organizasyonu sırasında etiketlenen davranışlarını sürdürme eğilimini gösterir. Aile çocuğun davranışını etiketleyerek değişimin önünü kapatır. Onları etiketin içine hapseder.

Utangaç olarak etiketlenen çocuk, atılgan davranmakta zorlanır.

Onun için çocukların olumsuz davranışları asla etiketlenmemelidir. Peki bu mantıkla, çocuğun olumlu özellikleri etiketlersek çocuk olumlu özellik kazanır mı?

OLUMLU ÖZELLİKLERİ ETİKETLEMEK

Bazı olumlu özellikleri etiketleyebiliriz ama bazılarını asla etiketlememeliyiz. Peki hangi olumlu özellikleri etiketlememeliyiz?

Bu inanılmaz hassas bir konu. Çocuğun kontrolü dışında olan ‘olumlu’ özellikler, aynı ‘olumsuz’ davranışlar gibi etiketlenmemelidir.

Örneğin çocuk zeki, yetenekli, güzel veya yakışıklı gibi sıfatlarla etiketlenmemelidir. Neden mi? Çünkü çocuklar bu etiketleri her zaman sürdüremez. Bu etiketler, çocukların kontrolü dışındadır.

ZEKÂYI ETİKETLEMEK

Zeki olarak etiketlenen bir çocuk, her zaman zeki görünmek zorunda hisseder. Bu durumda zeki görünmeme ihtimali olan zor işlerden kaçar. İlk önce bir işi değerlendirir ve o işin zor olacağına kanaat getirse başarısız olunca zeki algılanmayacağından korkacağı için o işi denemez.

Aynı şekilde bir çocuğa güzel kızım, prenses kızım veya yakışıklı oğlum derseniz, bir insan her zaman güzel olamayacağı için güzelliğini kaybedersem kabul görmeyeceğim diye kaygılanır. Bir rehber öğretmen anlattı: Yüzünde sivilce çıkan bir kız, güzel görünmeme kaygısından dolayı üç gün okula gelmemiş.

Kısacası çocuğunun kontrolü dışında olan olumlu özellikler de etiketlenmemelidir. Peki çocuğun kontrolünde olan ‘olumlu’ özellikler etiketlenmeli mi?

Bu özellikler etiketlenebilir. Örneğin, bir çocuk duyarlı, dürüst veya yardımsever olarak etiketlenebilir. Çünkü bu özellikler çocuğun kontrolü altındadır.

Bir çocuk her zaman ‘güzel’ olmayabilir ama her zaman ‘yardımsever’ olabilir. Bu şekilde evrensel değerleri çocuklara kazandırabiliriz.

ÇOCUĞA OLUMLU DAVRANIŞLAR KAZANDIRILIR?

Yandaki olumlu özellikler etiketlenebilir dedim. Ama bu etiketlemenin de bazı sakıncaları var. Sağlıklı bir birey yetiştirmek için bunu bilmek çok önemli.

Çocuk ‘yardımsever’ olarak etiketlendiği zaman, her zaman yardımsever olmak isteyebilir. Bu önemli ve istediğimiz bir değerdir. Peki yardımseverlik her zaman iyi midir?

Hayır. Bunun da riski vardır. Bir kişide değersizlik duygusu varsa ve değer görmek için kendini yok sayıp sürekli yardım ediyorsa bu kötüdür.

Yardımsever olarak nitelendirilen çocuk, kendini yok sayabilir. Onun için olumlu özellikleri nitelendirmenin bu riski vardır. Peki bu risk nasıl ortadan kalkar? Koşulları belirterek.

Örneğin, “Biz yardımsever bir aileyiz. Ama biz insanlara kendimizi sevdirmek için değil, onlara yardımcı olmak için yardım ederiz” diyerek koşulları belirtebiliriz.

Bu durumda çocuk bilir ki olumlu özelliklere sahip olmak önemli ama bunu her durumda sürdürmek zorunda değiliz.

Kısacası, olumsuz ve kontrol dışı özellikler etiketlenmemelidir ama olumlu özellikler koşul belirterek etiketlenebilir. Bu durumda çocuklarda sağlıklı bir benlik algısı oluşturmuş oluruz.

NOT: Kişisel özellik ile davranışı etiketlemek arasında da fark var. Bu ayrımı başka bir yazıda ele alacağım.

Özgür BOLAT

 

Paylaş