O, Antik Mısır’ın Son Hellenistik Kraliçesi

Kleopatra denilince ilk akla gelen, güzel ve hırslı bir kraliçedir. Peki Kleopatra gerçekten güzel ve hırslı mıydı? Neden saray entrikalarına başvurdu, kaç dil biliyordu? Kleopatra hakkında farklı kaynaklarda farklı bilgiler yer alıyor. Bugün ölümü konusunda bile farklı söylemler var. Kleopatra kim?

Kleopatra Ocak MÖ 69’da Mısır’ın İskenderiye şehrinde doğdu.  12 Ağustos MÖ 30’da, Antik Mısır’ın son Hellenistik kraliçesi olarak öldü. Annesi Cleopatra V of Egypt, babası XII. Ptolemaios’dur. Aslen Yunan olan Kleopatra, asıl unvanı VII. Kleopatra olmasına rağmen kendisinden önce gelenler unutulduğu için, kısaca Kleopatra olarak isimlendirilir. Bazı kaynaklarda 7, bazılarında 9, bazılarında ise 12 dil bilen, zeki bir kadın olduğu yazar.

Kleopatra, babası XI. Ptolemaios’un isteğiyle kardeşi ile evlendi. O zamanlar Mısır’da egemen olan Yunanlar, Mısır toplumuna karışmamak için kendi soylarından olan kişilerle evleniyorlardı. Babası öldüğünde 18 yaşında olan Kleopatra tahta geçti. Mısır o zaman hala zengindir. Halkın içine girebilmek ve halkın kendisini benimsemesi için kendini Mısır dinine verdi. Kardeşi tarafından iktidardan uzaklaştırılıp sürgüne yollandı. Kleopatra’nın dedesinin adı Dadadidis’dir. Mısır için büyük bir kahramandı.

Kleopatra iktidara, yanında büyük Roma diktatörü Sezar ile geri döndü. Kleopatra’nın bir halı içinde Sezar’ın sarayına girdiği ve bu büyük kralı kendine aşık ettiği rivayet edilir. Bu olaydan sonra kardeşi, kimsenin bilmediği bir sebeple Nil sularında boğuldu.

Kardeşinin aradan çekilmesi ile Kleopatra tek başına iktidar koltuğuna oturdu. O sırada Sezar’dan bir çocuğu oldu ve minik Sezarion’u alıp Roma’ya gitti. En büyük hayali, iki imparatorluğu birleştirip Büyük İskender’in de hayali olarak bilinen tüm dünyaya sahip olmaktı. MÖ 44’te Sezar ölünce bu hayallerini ertelemek zorunda kaldı.

Sezar ölünce Roma İmparatorluğu, tahta çıkan Octavian (Sezar’ın yeğeni ve resmi evlatlığı) ve Marcus Antonius arasında ikiye ayrıldı. Doğu, artık Marcus tarafından yönetilmekteydi ve ilk işi de Mısır’ı ziyaret oldu.

Antonius Kleopatra’ya delice aşık oldu, Kleopatra da ona. Kleopatra’nin Antonius’dan da iki kız çocuğu oldu. Bir süre Tarsus’da yaşadılar ve bu yıllarda Octavius’a savaş açtılar. Aktium’da yapılan savaşta Kleopatra ve Marcus kaçmak zorunda kaldı. İskenderiye’deki sarayına dönen Kleopatra’nın kendisini bir kobraya sokturarak intihar ettiği rivayet edilir. Ama son zamanlarda zehir içerek öldüğü anlaşılmıştır. Kolay yapılan bu zehir, acı çektirmeden birkaç saat içinde öldürüyordu. Öldüğünde 39 yaşındaydı. Shakespeare, Antonius ve Kleopatra adlı eserinde Kleopatra’dan bahsetmiştir.

Bir kaynakta Kleopatra hakkında şunlar yazar: Her şeyden önce kısa boyluydu. Vücudunun çok güzel olduğu söylenemezdi, ancak hatları düzgündü. Gözleri ve teni açık renkteydi. Bütün bu özellikler aslında çok doğaldı. Çünkü Kleopatra, bir Mısır kraliçesi olmasına karşın Yunan soyundan geliyordu.

Kraliçenin saray entrikaları konusunda uzman olduğunu herkes kabul ediyor. Ancak unutmayalım ki, 18 yaşındayken kokuşmuş bir krallığın iplerini elinde tutuyordu. Üstelik, bütün bölgenin tek hakimi olan Romalılar’ı da göz ardı etmemek gerekiyor. Bu bağlamda, kendisini her zaman ünlü Mısır firavunlarının varisi olarak görmesine rağmen, Kleopatra böylesine karmaşık dengelere sahip bir ortamda, Yunan geleneğinden gelen, gerçekçi ve ayakları yere basan bir politika izlemek zorunda kalmıştı. Entrikalar çevirmek, siyasal rakiplerini zehirlemek, komplolar kurmak ve ihanet, aslında Mısır kraliçesinin politik öncelikleri değildi.

Köylülerin yaşam düzeyini yükseltmek için çalışmış

Bunların hepsi, İlkçağ’ın ve özellikle, Roma sarayının vazgeçilmez siyasal numaralarıydı. Ancak, Kleopatra’nın bunları yapmasının yanı sıra, çok büyük sulama kanalları inşa ettirdiğini, özellikle köylülerin yaşam düzeyini yükseltmek için önemli iyileştirmeler yaptığını, ne yazık ki çok az tarihçi yazıyor.
Kleopatra’nın amacı, Roma ile birlikte eski Mısır’ın, Firavunlar Mısırı’nın gücünü yeniden yaratmaktı. Büyük İskender’in hayali olan bu büyük imparatorluğun başına da, Sezar’dan olma oğlu Sezarion’u uygun görüyordu.

Kraliçe Kleopatra hakkında farklı kaynaklarda farklı bilgiler yer alıyor. Hiç kuşkusuz Kleopatra tarihe damga vurmuş, yön vermiş bir kraliçeydi…

 

Paylaş