Nazım Hikmet’i anıyoruz…

Büyük şair Nazım Hikmet Ran, ölümünün 55. yıldönümü nedeniyle yurdun farklı yerlerinde düzenlenen etkinliklerle anılıyor. Nazım, sürgün yaşadığı yılları memleket hasretiyle geçirdi. Ömrünün son yıllarını geçirdiği Moskova’da 3 Haziran 1963’te geçirdiği kalp krizi sonucunda hayatını kaybetti. Kendisini saygı ve sevgiyle anıyoruz…

15 Ocak 1902 yılında Selanik’de doğdu.

İlk şiiri ‘Feryad-ı Vatan’’ı 1913’te yazdı. Aynı yıl Galatasaray Sultanisi’nde ortaokula başdı. 1917’de Heybeliada Bahriye Mektebi’ne girdi. Daha sonra Kurtuluş Savaşı için Anadolu’ya geçti. Fakat sağlık nedenleri ile bahriyeden ayrılmak zorunda kaldı. Bu sırada Hamidye Kruvazörü’nde güverte subayıydı.

Bolu’ya öğretmen olarak atandı. Daha sonra Batum üzerinden Moskova’ya giderek Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi’nde siyasal bilimler ve iktisat okudu.

1921’de gittiği Moskova’da devrimin ilk yıllarına tanık oldu ve komünizm ile tanıştı. 1924’te Moskova’da yayınlanan ilk şiir kitabı ’28 Kanunisani’ sahnelendi. O yıl Türkiye’ye dönerek Aydınlık Dergisi’nde çalışmaya başladı. Dergide yayınlanan şiir ve yazılarından dolayı on beş yıl hapsi istenince yeniden Sovyetler Birliği’ne gitti.

1928’de af kanunundan yararlandı ve Türkiye’ye geri döndü. Bu kez Resimli Ay dergisinde çalışmaya başladı. 1938’de yirmi sekiz yıl hapis cezasına çarptırıldı. 12 sene süren tutukluluktan sonra askere alınacağı ve öldürüleceği endişesiyle Sovyetler Birliğine gitti.

Bu yüzden DP hükümeti tarafından ülke vatandaşlığından çıkarıldı ve Nazım Hikmet, büyük dedesi Mahmut Celaleddin Paşa (Konstantin Borzecki)’nın memleketi olan Polonya vatandaşlığına geçti ve Borzecki soyadını aldı.

Moskova’da 3 Haziran 1963 tarihinde kalp krizinden öldü.

Eserleri: Memleketimden İnsan Manzaraları, Kafatası, Unutulan Adam, Taranta Babu’ya Mektuplar, Ferhad ile Şirin, Kurtuluş Savaşı Destanı, Kız Çocuğu, Tahir ile Zühre, Şeyh Bedrettin Destanı, Sevdalı Bulut, (Tiyatro oyunu)

Şiir kitapları: 835 Satır, (1929); Jokond ile Si-Ya-u, (1929); Varan 3, (1930); 1 + 1 = 1, (1930); Sesini Kaybeden Şehir, (1931); Benerci Kendini Niçin Öldürdü, (1931); Gece Gelen Telgraf, (1932); Taranta Babu’ya Mektuplar, (1935); Portreler, (1935); Simavna Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin Destanı (1936); Saat 21-22 Şiirleri, (1965); Kurtuluş Savaşı Destanı, (1965); Şu 1941 yılında (Memleketimden İnsan Manzaraları’nın 3. kitabı), (1965); Dört Hapishaneden, (1966); Rubailer, (1966); Memleketimden İnsan Manzaraları (İlk bölüm), (1966); Memleketimden İnsan Manzaraları, (1966-1967); Kuvayi Milliye, (1968)

Oyunları:Kafatası, (1932); Bir Ölü Evi (veya Merhumun Hanesi), (1932); Unutulan Adam, (1935); Ferhat ile Şirin, (1965); Sabahat, (1965); İnek, (1965); Ocak Başında Yolcu (iki oyun birarada), (1966); Yusuf ile Menofis, (1967)

Romanları:
Kan Konuşmaz, (1965)
Yeşil Elmalar (yedi yazardan derleme), (1965)
Yaşamak Güzel Birşey Be Kardeşim, (1967)

Fıkraları:
İt Ürür, Kervan Yürür (Orhan Selim adıyla gazetelerde yazdığı yazılar), (1965)

Masal kitabı:
Sevdalı Bulut, (1968)

Gözlerine Bakarken

“Gözlerine bakarken,
güneşli bir toprak kokusu vuruyor başıma.
bir buğday tarlasında, ekinlerin içinde,
kayboluyorum…
Yeşil pırıltılarla uçsuz bucaksız bir uçurum,
Durup dinlenmeden değişen ebedi madde gibi gözlerin:

sırrını her gün bir parça veren.
fakat hiç bir zaman;
büsbütün teslim olmayacak olan…”
sen bensiz kalacaksın ihtiyarlığında…”
üstüne korsun
içinde bir kavanozun.
Kavanoz camdan olsun,
şeffaf,
beyaz camdan olsun
ki içinde beni görebilesin
Fedakârlığımı anlıyorsun :
vazgeçtim toprak olmaktan,
vazgeçtim çiçek olmaktan
senin yanında kalabilmek için.
Ve toz oluyorum
yaşıyorum yanında senin.
Sonra, sende ölünce
kavanozuma gelirsin.
Ve orada beraber yatarız
külümün içinde külün
ta ki bir savruk gelin
yahut vefasız bir torun
bizi ordan atana kadar…”
Ve güzel kal”

Nazım Hikmet Ran

Paylaş