Çobanların Tanrısı Pan

Pan, Yunan mitolojisinde ormanların, tarlaların, hayvan sürülerinin ve çobanların koruyucu tanrısı olarak geçmektedir. Pan, Yunanistan’da 12 Olymposlu’ya hiçbir zaman dahil edilmemiştir. Aynı Hades, Hekate ve Persephone gibi bu tanrı da, varlığının Olympos’da hoş karşılanmayacağını anlamış ve hayatının sonuna dek Arkadya’nın ovalarında yaşamıştır.

 

Ailesi ve Tasviri

Bazı kaynaklara göre babasının Hermes, annesinin ise Dryops’un kızı Dryope olduğu bir başka kaynağa göre ise annesinin Oineis adındaki bir Nympha veya Hermesin bir koç kılığına girip birlikte olduğu Penelope olduğu söylenmektedir.

Boynuzlu, belinden aşağısı keçi, saçı sakalı karışık bir görünümü olan bu tanrı Arkadya’da yetiştirdiği arı, koyun ve inek sürüleri ile meşgul olup dağ perilerinin eğlencelerine katılır ve avlarını bulmak için avcılara yardım eder.

Pan’ın yarı keçi yarı insan suretinde tasvir edilmesi onu korkutucu bir figür haline getirmiştir. Kırlarda aniden insanların karşısına çıkıp insanları korkuttuğu için panik sözcüğüne de ilham kaynağı olmuştur. Bu şekilde tasvir edilmesine rağmen bunun tam tersi şekilde de kırlarda dolaşıp flüt çalan sevimli bir figür olarak da betimlenmiştir.

Syrinks

Pan yedi kamışlı Syrinks (sirinks) adını verdiği bir müzik aleti icat etmiştir. Bunun hikayesini ise Zeus’un İo’yu yüz gözlü çoban Argos’tan kurtarması için görevlendirdiği Hermes anlatmaktadır. Hermes bir çoban kılığında Argos’un yanına çömelip Syrinks flütünü çalmaya başlar. Hermes’in Argos’u uyutmak için söylediği öykü şudur:

Pan and Syrinx – After Peter Paul Rubens (1577-1640)

“Syrinks adlı bir orman perisi varmış.
Bu güzel periye keçi ayaklı «satir»ler ve
derin ormanların daha başka gizemli varlıkları
âşık imişler ve onu kovalarlarmış.
Ne var ki, Syrinks Artemis’e sadık perilerdenmiş
(Artemis sonsuzluğa değin kız
oğlan kızdı, perileri de öyleydi). Hattâ
bazen onu Artemis’in ta kendisi sanırlarmış.
Biricik farkları, Artemis’in oku gümüşten,
Syrinks’inki ise boynuzdanmış.
Pan bu peri kızını görüp sevmiş. Ona diller
dökmüş, peri dinlemek istememiş.
Pan onu kovalamış. Bir ırmak kıyısında
tam ona yetişip kollarıyla onu sarmak
üzereyken, Syrinks, kardeşleri su perilerinden
imdat istemiş. Pan’ın kolları Syrinks’i
değil, bir kucak dolusu sazı bağrına
basmış. Pan, içini acıyla derin derin
çekince rüzgâr da sazlıktan yüreği «cızz.»
diye yakan hazin ve tatlı bir ses çıkarmış.
Pan, «Hiç olmazsa bu biçiminle benim
olacaksın!» diyerek başka başka uzunlukta
yedi sazı balmumuyla yan yana
yapıştırarak «sirinks» adını verdiği müzik
âletini icat etmiş.” 

Pan, Dünya nimetlerine düşkünlüğün, cinselliğin ve hazcılığın da simgesidir. Yunan ve Roma sanatında genellikle ereksiyon halinde tasvir edilmiş olan bu tanrı, çalılıklara gizlenerek su perilerini gözetler ve hiç bitmeyen cinsel iştahıyla genç erkeklerin bile peşine düşerdi.

Bir keresinde  de Pitys adlı bir periye sevdalanır, fakat genç kız ondan kaçmak için kendisini bir çam ağacına dönüştürmüştür. Pan, bu olaydan duyduğu üzüntüyle ağaçtan bir dal koparıp onu ölene dek başında taç olarak taşır.

Ölümü

Çobanların tanrısının ölüm haberi Paksos Adası’ndan İtalya’ya gitmekte olan bir gemideki Thamos adlı bir denizciye verilmiştir. Thamos birdenbire ilahi bir sesin ona,  “Hey Thamos orada mısın? Palodes’e ulaştığında oradaki herkese ulu tanrı Pan’ın öldüğü haberini yaymayı unutma!” dediğini duyar. Kaptan bu ilahi sesin dediğin yapar. Bütün gücü ve kuvvetiyle, “Büyük Pan öldü!» diye bağırır. Birdenbire her yandan acı acı çığlıklar, hıçkırmalar duyulur. Sanki bu ölümden bütün yamaçlar, dağlar, taşlar, ağaçlar etkilenmiştir. Tanrının ölüm haberi ulaştığı her yerde feryatlar ve ağıtlarla karşılanır.

Paylaş