Normal Doğum mu Sezaryen mi ?

Anne ve baba adaylarını özellikle ilk gebelik tecrübesi yaşayan çiftlerin en çok merak ettiği konuların başında doğum şeklinin nasıl olacağı gelmektedir.

Sezaryen ve normal doğum tamamen birbirinden farklı yöntemler olmakla beraber hastanın durumuna göre en uygun doğum şeklini belirlemek önemlidr.sezaryen hiçibir zaman normal doğumun alternatifi, tamamen sıkıntısız bir yöntem değildir.eğer bebeğin bir geliş anomalisi yoksa(makat, transvers vb),annenin muayenesinde kemik yapıısı normal doğuma uygunsa ,çekilen nst lerde bebeğin kalp atımları normal seyrediyorsa,annede kronik ciddi bir hastalık yoksa, kanama ,kordon sarkamsı vb durumlar yoksa normal doğum planlanabilir.

Normal doğum sonrası anne birkaç saat içerisinde normal aktivitesine dönebilmekte ve çok kısa süre içerisinde emzirmeye başlayabilmektedir.bebek açısından da normal doğum daha avantajlı bir yöntemdir.normal doğumda bebeğin akciğerleri soluk alıp vermeye daha hazırlıklı hale gelir.

Anne ile bebek arasında duygusal bağ daha çabuk kurulur.normal doğum yapana annenin rahminde herhangibir kesi olmadığından doğum sayısında bir kısıtlama sözkonusu olmaz..normal doğumda sezaryena kıyasla anne ölüm oranı daha düşüktür.

Bu avantajlarının yanısıra normal doğumun da bazı riskleri bulunmaktadır.herşey normal syereden bir doğumda bile her an bir sıkıntı gelişebilir.herşey yolunda giderken birden bebek sıkıntıya girebilir, kalp atımları yavaşalyıp bebek kaybedilebilir.bu nedenle normal doğum hemen sezaryene alınabilecek bir ortamda yapılmalıdır.

Normal doğumun en çok korkulan komplikasyonlarından biri de bebeğin omzunun takılmasıdır.bebeğin başı doğduktan sonra omuzları annein kemiklerine takılmakta bena bağlı olarak çoğu bebek kaybedilmekte,  kolarında sinir hasarı oluşabilmektedir.ne yazık ki bunu önceden tahmin etmek mümkün olmayıp 2500 gr olan bir bebekte dahi görülebilmektedir.

Ayrıca doğum eyleminin fazla uzamasın bağlı bebek oksijensiz kalabilmekte ve daha sonraki zamanlarda bebekte zeka geriliğine neden olabilmektedir.

Tüm bunlara rağmen sezaryen ”sıfır risksiz” bir doğum şekli değildir, hatta zaman zaman daha fazla sıkıntı yaşanabilmektedir.sezaryen ameliyatında çok nadiren görülse de en sık görülen komplikasyonlar enfeksiyon, kanama ve pelvik organ yani rahime yakın bulunan mesane, barsak gibi organların yaralanmalarıdır. Sezaryen  ameliyatlarının %1-2’sinde aşırı kanama nedeniyle kan transfüzyonu gerekebilir. Çok nadiren aşırı kanama nedeniyle rahmin ameliyatla alınması bile gerekebilir. Sezaryen ameliyatı sonrasında bacak damarlarında pıhtı oluşması (derin ven trombozu, dvt) ve akciğerlere pıhtı atma riski normal doğuma göre fazladır. Sezaryen amelyati geçiren annenin sonraki doğumlarinda plasentanin (bebeğin eşinin) rahim ağzina yerleşmesi veya rahim duvarina yapişmasi gibi (previa, dekolman, akreata) komplikasyonlar daha sik görülür.

Sezaryen olan annenin doğumdan sonra herhangi bir komplikasyon nedeniyle tekrar hastaneye yatma riski normal doğum yapanlara göre daha fazladır.

Doğum şeklinin ne olacağı konusunda karar verilirken anne adayları normal doğum hakkında bilgilendirlmelidir. Normal doğumun fizyolojik olduğu,sezaryen ile doğum yönteminin ancak anne ve bebek açisindan gelişebilecek tibbi zorunluluklar nedeniyle tercih edilebeleceği anlatilmalidir.

Op.Dr. Gülçin SARIİZ KIVRAK

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı

Paylaş