Çocuk İstismarcısı Kimdir? Nasıl önlenir?

Çocuğun cinsel istismarına ilişkin istatistikleri tam olarak bilmek mümkün olmamakla birlikte, 18 yaşına gelene kadar kız çocuklarının 5’te birinin, erkek çocuklarının da 8’de birinin en az bir kez uygunsuz bir cinsel eyleme maruz kaldığı bilinmektedir. Bu eylemlerden korunmak, tehlikenin çocuğumuzun yaş gruplarına göre nereden geleceğini bilmekle başlayacaktır.
Çocuklarının sağlıklı bir şekilde gelişmesi için uğraşan ebeveynlerin, çocuklarını tehlikelerden koruyabilmek en önemli kaygılarıdır. Elbette bu aynı zamanda anayasal koruma altında bir görevdir. Esasen çocukların korunması devletin sorumluluklarını yerine getirmesi ile mümkündür. Çocuklara sunulan okul, kreş gibi yaşam alanlarının güvenli olduğunu, çalışanların çocuklarımızı koruyabilecek donanımları olduğunu bilmek zorundayız.

İstismarcı çocuğun güvenini kazanmak için stratejik davranır.
İstismarcılar sıklıkla yabancılar değildir. %90 oranında çocuğun ve ailenin tanıdığı kişilerdir. Bu nedenle, gerekli olmakla birlikte, çocuklara yabancılarla konuşmamayı, onların sundukları hediye veya yiyecekleri reddetmeyi öğretmek, istismarı önlemede yeterli değildir. Genellikle kariyer sahibi kişilerdir. Çocuğunuzu güvenerek teslim ettiğiniz öğretmen, bakıcı, spor koçu, din görevlisi, doktor veya yakın bir akraba olabilirler.
Çocuğunuzun ve sizin güveninizi kazanmaya çalışırlar. Uygunsuz cinsel eylemler kazara dokunmuş gibi yapmaktan başlayarak, çocuğun verdiği tepkilere göre giderek ilerletilir. İstismarcılar çocukların iradesini kırmak için çeşitli stratejiler uygularlar. Çocuğa hediyeler almak, sevdiği aktiviteleri birlikte yapmayı teklif etmekle başlayan bu stratejiler, uygunsuz dokunuşların sevgi gösterisi olduğu yönünde çocuğu telkin etme, çocuğa bunu bir oyunmuş gibi sunma şeklinde sürer. Özel bölgelerine temizlemek için dokunduğunu iddia etmek, bu eylemlerin aralarında bir “sır” olduğunu belirtmek işe yarayan stratejilerdir. Çocuk karşı geldiğinde kendisine veya sevdiklerine zarar verileceği tehdidi yapılır. Bu nedenle sıklıkla çocuğunuza göz kulak olmayı teklif eden, çocuğunuzun beden gelişimine normalden fazla ilgi gösteren, sıklıkla çocuğunuzla yalnız kalacak şekilde zaman geçirmeyi teklif eden kişilere karşı temkinli yaklaşılmalıdır.

Ebeveynlerin çocuklarına “özel bölgelerine dokunulmaması gerektiği” yönünde mahremiyet eğitimi vermenin yanı sıra küçük yaşlardan itibaren yalnız başına tuvalete gidebilme gibi öz bakım becerilerini de kazandırması önemlidir. Kreşte farklı farklı bakıcılar tarafından tuvalete götürülerek, personel tarafından beden temizliği yapılan bir çocuğun mahremiyetin sınırlarının ne olduğu, kimlerin özel bölgelere dokunup kimlerin dokunamayacağı konusunda kafası karışabilir.

Çocuk anlatır, yeter ki siz fark etmesini, duymasını ve dinlemesini bilin!
Çocuklar uygunsuz bir cinsel eyleme mazur kaldıklarında bunu ebeveynlerine veya güvendikleri yetişkinlere bir şekilde ifade ederler. Ancak, bu ifade ediş biçimi her zaman açık bir sözlü ifade olmayabilir. İstismar, çocukların temel güven duygusunu zedeleyen travmatik bir süreçtir. Herhangi bilindik bir sebep olmaksızın ortaya çıkan ani davranışsal ve duygusal değişiklikler istismarın belirtileri olabilir.
Örneğin, uyku düzenindeki değişimler ve uykuya dalmakta güçlük, okula gitmek istememek, akademik ve sosyal aktivitelere karşı ilgisizlik, dış uyaranlardan çabuk irkilme, içine kapanma veya ani öfke patlamaları, parmak emmek, altını ıslatmak gibi aşmış olduğu gelişimsel evrelere tekrar gerileme veya yaşına uygun olmayan şekilde cinsel eylemlere ilgi duyma bu belirtiler arasında yer alabilir. Çocuklar zaman zaman yaşadıkları travmayı sözel olarak ifade etmek yerine çizimlerine yansıtırlar. Bazen de dolaylı olarak ve sebebini belirtmeksizin istismarcı ile zaman geçirmek istemediklerini söyleyebilir ve istismarcı ile karşılaşabileceği ortamlarda bulunmaktan kaçınabilirler. Bu gibi değişimler fark edildiğinde yargılayıcı ve sık boğaz eden tutumlardan kaçınılmalıdır. Çocuğun kaygılarını ifade edebileceği bir ortam sağlanmalıdır.

Prof. Dr. Coşkun Yorulmaz ve Dr. Öğretim Üyesi Dilek Çelik

Paylaş