11 Şubat 2015’te Mersin’in Tarsus ilçesinde yaşanan bir kadın cinayeti, Türkiye’de kadınların maruz kaldığı şiddeti bir kez daha gözler önüne serdi. 20 yaşındaki üniversite öğrencisi Özgecan Aslan, evine gitmek için bindiği minibüste şoför Suphi Altındöken tarafından tecavüz girişimine direndiği için vahşice öldürüldü. Bu cinayet, Türkiye genelinde büyük bir tepkiye yol açtı, kadın cinayetlerine karşı protestolar düzenlendi ve yasal düzenlemeler için çağrılar yapıldı.
Ancak Özgecan cinayetinin üzerinden 10 yıl geçmesine rağmen Türkiye’de kadın cinayetleri azalmadı. Hatta, yıllık veriler incelendiğinde kadınlara yönelik şiddetin ve cinayetlerin sistematik bir sorun olmaya devam ettiği görülüyor.
Kadın Cinayetleri Her Yıl Artıyor
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu ve We Will Stop Femicide Platform’un verilerine göre, yıllık kadın cinayeti sayıları şu şekilde:
- 2015: 303 kadın öldürüldü.
- 2016: 328 kadın öldürüldü.
- 2017: 409 kadın öldürüldü.
- 2018: 440 kadın öldürüldü.
- 2019: 474 kadın öldürüldü.
- 2020: 300 kadın öldürüldü, 171 kadın şüpheli şekilde yaşamını yitirdi.
- 2021: 280 kadın öldürüldü, 217 kadın şüpheli şekilde hayatını kaybetti.
- 2022: 334 kadın öldürüldü, 245 kadın şüpheli şekilde yaşamını yitirdi.
- 2023: 315 kadın öldürüldü, 248 kadın şüpheli şekilde yaşamını kaybetti.
- 2024: 394 kadın öldürüldü.
- 2025 (Ocak ayı itibarıyla): 33 kadın öldürüldü.
Bu veriler, kadın cinayetlerinin önlenemediğini ve hatta bazı yıllarda daha da arttığını gösteriyor. Kadınların büyük bir kısmı, eşleri, eski eşleri, sevgilileri ya da aile üyeleri tarafından öldürülüyor.
Kadına Yönelik Şiddetin Temel Nedenleri
Kadın cinayetleri, bireysel suçlar değil, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ve ataerkil yapının bir sonucu olarak ortaya çıkıyor. Şiddetin temel nedenleri şunlardır:
- Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği: Kadınların toplumda ikinci plana atılması, onların karar alma mekanizmalarında daha az yer bulmasına ve ekonomik bağımsızlık kazanamamasına yol açıyor.
- Cezasızlık: Mahkemelerde “iyi hal”, “haksız tahrik” gibi indirimlerin uygulanması, faillerin caydırıcı ceza almamasına neden oluyor.
- İstanbul Sözleşmesi’nden Çıkış: Türkiye, 2021’de İstanbul Sözleşmesi’nden çekildi. Bu sözleşme, kadına yönelik şiddetle mücadelede önemli bir uluslararası güvencesi sağlıyordu. Çıkış kararı, kadınları daha da savunmasız hale getirdi.
- Yetersiz Koruma Mekanizmaları: 6284 Sayılı Kanun, kadınları koruma altına almayı amaçlıyor ancak uygulamada yetersiz kalıyor. Şiddet gören birçok kadın, uzaklaştırma kararı aldırmasına rağmen korunamıyor.
- Toplumsal Algı: Kadına yönelik şiddet, toplumda hala “aile içi mesele” olarak görülüyor ve bu algı, şiddetin önlenmesini zorlaştırıyor.
Kadın Cinayetleri Nasıl Önlenebilir?
Kadın cinayetlerini durdurmak için kapsamlı politikalar ve etkili uygulamalar gerekiyor. İşte alınması gereken başlıca önlemler:
- İstanbul Sözleşmesi’ne yeniden dahil olunmalı ve sözleşme hükümleri eksiksiz uygulanmalıdır.
- Kadın sığınma evleri sayısı artırılmalı, kadınların ekonomik bağımsızlıklarını kazanmaları desteklenmelidir.
- Şiddet uygulayan erkeklere yönelik yaptırımlar sertleştirilmeli, ceza indirimi gibi uygulamalara son verilmelidir.
- Kadına yönelik şiddet konusunda eğitim ve farkındalık çalışmaları artırılmalıdır.
- Devlet kurumları ve sivil toplum örgütleri iş birliği yaparak koruma mekanizmalarını güçlendirmelidir.
Özgecan’ı Unutmadık, Unutturmayacağız!
Bugün, Özgecan Aslan’ın ölümünün üzerinden tam 10 yıl geçti. Ancak hala her ay onlarca kadın, erkek şiddetiyle hayatını kaybediyor. Kadın cinayetleri politiktir ve ancak toplumsal mücadele, güçlü yasalar ve kararlı bir hukuk sistemiyle önlenebilir.
Özgecan’ı ve öldürülen tüm kadınları unutmadık, mücadeleye devam edeceğiz!