2024 Yılında tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kadınların direnişleri damga vurdu. Ülkemizde ve dünyada bu kadınlar yalnızca bugünlere değil yarınlara da umut oldular. Bu yılın kadın kahramanları, yalnızca bugüne değil, yarınlara da umut oldu. Cesaretleri, dayanışmaları ve inançlarıyla, her biri birer simge haline geldi. Onların hikâyeleri, bize bir kez daha direnişin kazanabileceğini ve bir araya gelmenin gücünü hatırlatıyor.
Benden bir sayı istiyorsunuz biliyorum kaç kadın öldü?
2024 yılını arkamızda bırakırken seneye dönüp baktığımızda her yıl olduğu gibi yine ve yeniden artan kadına şiddet oranları ve her geçen gün öldürülen kadınların sayısı yüzümüze tokat gibi çarpıyor. Kadınlara yapılan sistematik baskı ve şiddet sadece aileden ve çevreden gelmiyor, iktidarın belirlediği politikalarla iş birliği içerisinde iş, eğitim hayatlarında ve sosyal ortamlarında kendisini keskin bir şekilde belli ediyor. Hükümetin seçim zamanı yaydığı “kadın ve erkeğin evlilik bağıyla kurulan aileyi anayasalarla koruyacağız” “18-29 yaş arasındaki gençlere evlilik kredisi” “Başta çocuklar olmak üzere ailelerimizi tehdit eden her türlü zararlı eğilimlerden koruyacak tedbirleri alacağız” gibi vaatlerini de düşünecek olursak kadının adının bile olmadığı, sadece aile kurumu içinde üretimin bir parçası olarak konumlandırdığı politikasını devam ettiriyor. Aileyi en kutsal yapı olarak tanımlayıp, şiddeti görmezden gelen anlayışla bir yere varamayız. Ekonomik kriz ve yoksulluk, aile içi şiddeti artırıyor. Kasım’da platformlarında “kadına şiddet insanlık suçudur” söylemlerini yayarken 2024’ün sadece ilk 7 ayında 145 bin 885 kadın, Şiddetle Mücadele Hattı’na başvuru yaptığını görüyoruz. “Kadına şiddete sıfır tolerans” dediğimiz bu yılda verilere baktığımızda totalde 424 kadın; eşi, babası, abisi ve nicesi tarafından katledildi ve sayısız kadın da evinde şiddet görmeye devam ediyor. Bu durumun kurbanı olan kadınların sözde sığınacağı yerlere gittiklerinde ve anayasal hakları olan hukuki işlem başlatmak istediklerinde bile kadının beyanı esas alınmazken, adreslerimiz faillerimiz için erişime açıkken bu sayılar artmaya da devam edecek. Sistematik şiddetten kurtulmanın bir çözümü olarak da bağımsızlığımızı elde etmeyi öne sürerken ve yoksulluğun kadını şiddete sürüklediğini söylerken her 2 kadından 1’inin çalışmadığını, bu sene ülkemizdeki kadın istihdam oranının %35.8 ile diğer ülkelerde olan %53.8 oranına göre bir hayli düşük olduğunu ve üstüne üstlük son haftalarda mecliste süregelen bütçe tartışmalarında iktidarın kadınlara reva gördüğü 38 kuruşu da görünce aklımıza gelen kadınlara sadece sosyal anlamda değil ekonomik anlamda da elini kolunu bağlamak istediğidir. İş hayatına adım atarken özellikle emekçi kadınları mağdur etmek amacıyla bu sene MEB kararıyla kapatılan sayısız belediye kreşleri bu politikaların en bariz örneğidir. Kadının birey olarak görülmediği bir yapıda şiddet kaçınılmazdır.
2024’de bazı çirkin olaylar damga vurdu… Kimileri sandıklarda, kimileri mahkeme salonlarında utancı yargıladı, kimileri sokaklarda, kimileri spor sahalarında ve doğanın kalbinde mücadele etti.
- Karanlık güçler karşımıza çıktı bir kız çocuğunun cansız bedeninde, bir babanın, bir annenin ve bir ailenin çocuğunu koruyamadığını gördük bu ülkede. Melek Narin Güran
- Polonez direnişindeki kadınlar, çocuklarını aç koymamak için alanlara indiler.
- Gisele PELİCOT ‘Utanç Taraf Değiştirmeli ’dedi. Eski eşi Dominique Pelicot onu uyutarak tecavüz etti ve Dominique’in diğer erkekleri de aynı suça ortak ettiği ortaya çıktı. 2024’teki davada, Gisèle kimliğini gizlemeyerek cesurca mücadele etti, “utanç taraf değiştirmeli” dedi.
- Mine Gizem Çetiner Çocuk istismarı skandalında adı geçen bir kişinin müdür olmasını engellemek için oturma eylemi başlattı.
- Nur Neşe Karahan. Artvin’de çevreyi koruma mücadelesinin öncülerinden. Yeşil Artvin Derneği’nin kurucusu ve başkanı. Cerattepe direnişi sırasında, madencilik projelerine karşı hem yerel halkı örgütlemiş hem de hukuki mücadele yürüttü.
- Özellikle bu sene gündeme gelen ve yıllardır süren Orta Doğu’daki savaşlarda yara alan Filistinli, Suriyeli ve daha nice kadınların; İran’da ve Afganistan’da baskıcı rejimle mücadele eden kadınların savaşı da gündemlerimizden eksik olmadı. Savaş politikalarından dolayı ülkelerinden göç etmek zorunda kalan ve ucuz iş gücü olarak kullanılıp insani olmayan şartlar altında çalışan, göçmen statüleri yüzünden gittiği ülkelerde en temel ihtiyaçlarına bile erişimi olmayan kadınlar hala yaşam mücadelesi vermeye devam ediyor.
- İran’daysa İslam rejimi hala kadınları baskılamaya, kadınlarsa son ana kadar direnmeye devam etti. Kasım ayında İran’da Ahu Deryayi adlı üniversite öğrencisinin soyunarak ahlak polisine karşı direnişi kadın mücadelesinin sembollerinden biri haline geldi.
2024’de güzelliklerde yaşadık..
- Rebeca Andrade Dünyada en çok altın madalya kazanan sporcu oldu.
- Nisanur Erbil, Voleybol kadın milli takımımız Filenin sultanları, milli halterci Cansu Bektaş bizleri gururlandırdı.
Unutmayalım ki bir ülkenin her alanda en güçlü ve en iyi durumda olabilmesi ancak kadın-erkek ayırımı yapmadan herkese iyi bir eğitim sağlamış olması ile mümkündür. Milletlerin kalkınması kadının eğitim düzeyine paralel gelişme gösterir. Tarih boyunca bu böyle olmuştur ve gelecekte de böyle olacaktır. Dünya nüfusunun yaklaşık yarısı kadındır. Olaya sadece bu sayısal açıdan baksak bile kadının eğitimde yer almasının önemi açıkça ortaya çıkmaktadır. Ayrıca eğitime duyulan ihtiyaç ve eğitimin gereği açısından konuyu ele aldığımızda erkek için olduğu kadar kadın için de eğitimin önemi büyüktür. Bunun yanında kadın ve erkeğin katılımı ile meydana gelen toplum, bu her iki grubun eğitici gücü nispetinde güç kazanacaktır. Çünkü her alanda en güçlü ülkeler, erkeği ve kadını ile iyi bir eğitim düzeyi elde etmiş olan ülkelerdir. Çevremize şöyle bir baktığımızda toplumun kadının eğitilmesine ve eğitim alanındaki gücüne ne kadar ihtiyacımız olduğunu kolayca anlayabiliriz.
2025 yılında da Kurtuluş savaşı görmüş geçirmiş Anadolu Kadınlarının torunları bizler ebelerimizin izinde yolumuza devam edeceğiz geçmişi zor olan bu ülkenin ve dünyanın kadınları olarak bizler, her türlü baskıya ve söze karşı mücadelemizi son ana kadar bırakmayacağız ve her birimiz özgür ve güvende olana kadar öfkemizi söndürmeyerek örgütlü mücadelemize devam edeceğiz! Laiklikten, özgürlükten, eşitlikten adaletten vazgeçmeyeceğiz.
Ayşegül ODABAŞIOĞLU – Denizli Kadın Platformu Sözcüsü