Çocuklar ölümü nasıl algılarlar?

Yaşam olayları arasında yer alan ölüm kaçınılmaz bir gerçektir. Ölüm, çocuk ve yetişkinler için kabul edilmesi güçtür. Çocuklar ve yetişkinlerin ölümle baş etmelerinde benzerlikler görülmektedir. Fakat çocukların ölüm hakkındaki duygularını öğrenmek dil gelişimlerinin yetersizliğinden dolayı biraz daha zordur.

  Erken çocukluk döneminde çocuklar ölüm kavramını anlamakta zorlanırlar. Bowlby’e (1980)  göre, çocuklarda ölüm kavramının gelişimi 17 ay civarında başlar.

 Çocuklarda ölüm kavramı çocuğun yaşı, gelişim düzeyi, kişiliği, ölen kişiyle yakınlığı ve ailenin tutumuna göre farklılıklar gösterir.

0–2,5 yaş dönemindeki bebekler ölüm kavramını anlayamazlar. Ölümü anlayamayacak kadar çok küçüktürler. Küçük bebekler için ölüm, çevresinde sürekli gördüğü kişinin artık orada olmadığını fark etmeleridir.

3–4 yaş dönemindeki çocuklar için ölüm, korkutucu değil ama anlayabildikleri bir durum da değildir. Uzaklara gitmek, uzaklaşmak anlamına gelir. Yakınını kaybeden çocuk, uzaklara gittiğini düşündüğü için özlediğinde geri gelmesini ister. Bu dönemde cansız varlıklar için de ölümün olabileceğini inanırlar.

5- 6 yaş dönemindeki çocuklar için ölümü gerçeğe daha yakın algılamaya başlarlar. Bu dönemde ölüm çocuklar için korkutucu bir durum haline gelir. Ölümü hastalık ve yaşlılıkla bir bağlantı kurmaya başlarlar. Yakın çevresinden birini kaybeden çocuk, diğer yakınlarının da ölmesinden korkabilir. Örneğin; anneannesi ölen çocuk, anne ve babasının ölmesinden endişe duyabilir. ‘ Sen de ölecek misin ,sakın ölme, beni bırakma’ gibi cümleler kurabilirler. Hasta ve yaşlı kişilerle ölüm arasında bağlantı kurarlar. Bu yüzden hasta ve yaşlı kişilerin ölümünü daha kolay kabul edebilirler.

‘Ölümden sonra nereye gittiklerini, toprağın altına neden gömüldüklerini, nasıl nefes alacaklarını, nasıl yemek yiyecekleri’  gibi konularda merakları oldukça fazladır ve sürekli aynı soruları sorabilirler.

6–9 yaş dönemindeki çocuklar ölümün bir son olduğunu ve geri dönülmez olduğunu anlamaya başlarlar. Sihirli sözcüklerle, düşüncelerle ölümle baş edebilecek güçlerinin olduğunu düşünebilirler. Bu düşünceleri ölüme engel olabilecekleri, ölen kişiyi koruyabilecekleri gibi düşüncelere dalabilirler. Bu düşünceler doğrultusunda kişinin ölümünden kendisini sorumlu tutabilirler.

9–12 yaş dönemindeki çocuklar hayaletlerle ilgili hikâyeler anlatırlar ve hayaletlerle ilgilenirler. Macera kitaplarına meraklıdırlar. Yaşlı ve hasta insanların öldüklerini düşünmelerine rağmen, yakınlarını, anne ya da babasını da kaybedeceğini anlamaya başlarlar. Bu kişilerin ölümleriyle ilgili korku yaşayabilir ve kâbuslar görebilirler.

Yakınını Kaybeden Çocuk Nasıl Tepki Verir?

Çocuklarda yetişkinler gibi yakınlarını kaybettiklerinde duygusal ve fiziksek tepkiler verebilirler.

  • Suçluluk hissedebilir, gereksiz yere ölüm nedenini kendisi olduğunu düşünebilir.
  • Anne- babaya daha bağımlı hale gelebilir. Günlük rutin işlerinde anne- babanın desteğine daha çok ihtiyaç hissedebilir.
  • Uyku bozuklukları, gece kâbusları, uyku terörü görülebilir.
  • Yaşıtlarıyla bir arada olmayı ve okula gitmeyi reddedebilir.
  • Çocuk, ölen yakınını özlediği zamanlarda göremediği için sinirlenip öfkelenebilir ve saldırgan davranışlar sergileyebilir.
  • Çocuk üzüntüsünü erteleyebilir. Yakını ölen çocuk hiç bir şey olmamış gibi oyun oynamaya devam edebilir.
  • Yetişkinlere göre yas süreci daha uzun ve geniş zamana yayılabilir.  
  • Yaşlılık, hastalık ve kaza olaylarından daha çok korkmaya başlayabilirler. Anne- babalarının ölümünden büyük endişe duyabilirler.
  • Eskiye göre aşırı hareketlilik gözlemlenebilir. Dikkatlerini toplamada sorun yaşabilirler. Okulla ilgili sorumluluklarını yerine getirmede zorlanabilirler.
  • Daha önce görülmeyen davranışlar;  parmak emme, gece odasında karanlıktan korkma, alt ıslatma gibi davranışlar gözlemlenebilir.

Yakınını Kaybeden Çocuğa Nasıl Davranmak Gerekir?

  • Çocuğunuzun sorduğu ölümle ilgili sorular basit bir dille cevaplandırılmalıdır.  Duygularını anlatmasına izin verin ve onu dinleyin. Aynı soruları tekrar tekrar sorabilir sabırlı ve anlayışlı olun. Bazı durumlarda ‘Bilmiyorum’ demekten çekinmeyin.
  • Çocuk travmatik ortamlardan mümkün olduğunca uzak tutulmalıdır. Cenazenin defin işlemleri sırasında mezarlıkta bulundurulmamalıdır.  Sonrasında (gelişim düzeyi ve yaşı uygun ise)  mezar ziyareti daha uygun olabilir.
  • Ölümün çocukla bir ilgisi olmadığı anlatılmalıdır.
  • Çocuğu üzmemek için, ölen kişinin geri geleceği gibi yalanlar söylenmemelidir.
  • Çocuğun acısını hafifletmek ve onu anladığımızı göstermek için, ölen kişiyi özleyeceğinizi ve onun yerine başka bir kişinin geçmeyeceğini söylemek çocuğun duygularını anladığınızı göstermek için önemlidir.
  • Çocuğunuza ölümü; ‘ uyuyor’, ‘çok uzaklara gitti’ gibi karmaşık ifadeler kullanmayın. Özellikle uykuyla ilgili açıklamalarda bulunmayın. Bu durum çocukları uykudan korkutabilir.
  • Çocuğunuzun duygularını daha rahat ifade etmesi için ölen kişi için resim yapması, mektup yazması konusunda yönlendirebilirsiniz.
  • Mümkün olduğunca çocuğunuzdan ayrılmayın. Evinizdeki yatma, yemek, çalışma saatlerini en kısa sürede eski düzene göre planlayın.

 Çocukların gelişim düzeyleri dikkate alınarak, ölüm hakkında doğru ve kısa bilgiler vermek önemlidir. Duygularını ve acısını anlatmasına izin verilmelidir. Çocuklar için ölüm olayı karmaşık olduğu kadar önemli bir olaydır. Doğru bir şekilde yaklaşılmadığında olumsuz etkileri hayatı boyunca devam edebilmektedir. Bütün bu uğraşlara rağmen çocukta alışılmadık davranışlar gözlemleniyorsa çocuğun olağan hayatını etkileyecek seviyede korku ve endişe hissediyorsa mutlaka bir uzmandan yardım alınmalıdır.

Şeyma Gazezoğlu Bozbay

Davranış Bilimci- Oyun Terapisti-Çocuk Gelişimci

Related posts

BİR BİLGE, BİR USTA, BİR YOL: HASAN ALİ YÜCEL

Doğa bizi uyarıyor durun artık!

Yokluklar ülkesi