Denizli’de Eğitimiş Denizli Şubeleri, Teç-Sen Denizli Şubesi ve Hürriyetçi Eğitim –Sen Denizli Şubesi üyesi öğretmenler, ‘öğretmene şiddeti’ protesto yürüyüşü düzenledi.
İstanbul’da Özel Eyüpsultan Final Akademi Anadolu Lisesi Müdürü İbrahim Oktugan’ın geçen hafta eski öğrencisi tarafından öldürülmesinin ardından ülkenin pek çok yerinde eğitimciler iş bırakarak, meydanlara çıktı. Denizli’de de sendikalar farklı eylemler düzenleyerek ‘öğretmene şiddeti’ protesto ediyor.
Eğitimciler çocuklarıyla birlikte yürüdü
Eğitimiş Denizli Şubeleri, Teç-Sen ve Hürriyetçi Eğitim –Sen üyesi öğretmenler ‘öğretmene şiddeti’ protesto yürüyüşü düzenledi. Gazi İlkmektep’in önünden başlayarak Delikliçınar Meydanı’nda son bulan yürüyüşe öğretmenler çocuklarıyla birlikte katılarak ‘öğretmene şiddeti’ protesto etti.
Delikliçınar Meydanı’ndaki protestoya Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu ve CHP İl Başkanı Ali Osman Horzum da katılarak destek verdi.
7 bine yakın eğitim emekçisinin katıldığı yürüyüşte, “Okullar öğretmenlere mezar olamaz, ölmek değil öğretmek istiyoruz, öğretmenime dokunma, mülakat değil liyakat, vurmayın ben öğretmenim” yazılı dövizler taşırken, “Okullarda ölmek istemiyoruz, ölmek değil öğretmek istiyoruz, öğretmen ışıktır ışığını söndürme, eğitimde tarikat istemiyoruz, öğretmene uzanan eller kırılsın, okullar öğretmene mezar olamaz! vb.” sloganlar atıldı.
Yürüyüşün ardından Eğitim-iş Şubeler üyesi eğitimciler, Denizli Milli Eğitim Müdürlüğü önünde basın açıklaması yaptı. Eğitim-iş Şubeleri adına açıklama yapan Namık Kemal Aydoğan, “Savaşlarda bile hedef alınmaması üzerine uluslararası anlaşmalar olan, dünyanın en güvenli mekanları olması gereken okullar, Türkiye’de şiddet sarmalının kucağına itilmiştir. İstanbul Eyüpsultan’da, Mardin’de, Samsun’da, Kocaeli’nde, Sivas’ta ve daha birçok ilimizde öğretmenlerimizin yaşamını yitirmesi, okullarımızın güvenlik açısından geldiği son durumu da gözler önüne sermiştir” diyerek öğretmene şiddetin geldiği son noktaya dikkat çekti.
Basın açıklamasının devamı şöyle:
OKUL POLİSİ UYGULAMASINA NEDEN DEVAM EDİLMİYOR?
Aydoğan “İstanbul’da silahlı saldırı sonucunda ağır yaralanan okul müdürü İbrahim Oktugan, ne yazık ki ağır yaralı olarak kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmiştir” diyerek, “Şimdi Eğitim-İş olarak soruyoruz:
- “İtibardan tasarruf” olmuyor da güvenlikten olur mu? Gerekli adımların atılması için daha kaç eğitim emekçisinin, kaç öğrencinin can vermesi gerekiyor?
- İktidarın plansızlığı sebebiyle ülkenin demografik yapısı ve güvenliği ciddi risk altındadır. Planlama ve rehabilitasyon süreçleri sağlıklı işletilmediği için güvenlik anlamında ciddi sorunlar yaşanmaktadır. Bu güvenlik açığının faturası bizlerin canı mı olacaktır?
- Yıllar önce önerdiğimiz okul polisi uygulamasına neden devam edilmiyor? Okul çevrelerinin güvenliğini sağlayamayan bir devlet, o okuldaki eğitimi nasıl güvence altına alacak?
Bu sorulara yanıt veremeden bizlere yalnızca başsağlığı dileyecek hiçbir yöneticinin samimiyetine ve ciddiyetine inanmıyoruz” açıklamasında bulundu.
AZMETTİRİCİLERİ TANIYORUZ!
Her suç gibi bu suçun da azmettiricileri olduğunu biliyor, onları tanıyoruz.
- Öğretmenler çalışmıyor ya da çok rahat çalışıyor gibi yalan bir algıyı toplumda yayanlar, böylece öğretmenin hakkını gasp ederken daha az itiraz gelmesi için uğraşan iktidar,
- Liyakatsizce atandıkları koltukları bir hükümdarlık alanı gibi kullanan, her fırsatta bir eğitim emekçisini aşağılamaya çalışan mülki amirler,
- Öğretmenlerin uzmanlıklarını görmezden gelen, kendi alanlarına dair bile getirdiği önerilere kulak tıkayan, eğitimini ve mesleki tecrübesini hadsizce küçümseyen, öğretmenin eğitimin mimarı olduğunu kavrayamayan yönetim zihniyeti,
Bugün eğitim emekçilerinin kendilerinin ve öğrencilerinin canlarından endişe ederek okula gidiyor olması en çok sizlerin eseridir.
ÖĞRENCİLERİMİZE SAHİP ÇIKIYORUZ!
Bu ülkeyi kuran Başöğretmen, eğitim emekçilerine gelecek nesilleri emanet edecek kadar çok güveniyordu. Bu ülke, dünyada bir başöğretmenin kurduğu tek ülke.
Daha yeni kurulmuş bir Cumhuriyet iken bile sanayi, demokrasi ile eğitimin ülkenin kalkınması için eşdeğer tutulduğu bir ülke. Şimdi bu ülkede eğitim emekçisinin hor görülmesini, emeğinin ve hatta canının hiçe sayılmasını kabul etmiyoruz! Bizler Başöğretmenin eğitim neferleriyiz; kendi değerimizi biliyor, itibarımıza, haklarımıza, canımıza, canımızın parçası olan öğrencilerimize sahip çıkıyoruz!
Yabancı uyruklu öğrencilere ve kişilere tanınan ayrıcalıklar, ülkemizde eğitim başta olmak üzere fırsat eşitsizliği oluşturmakta, toplumsal adaletsizliği derinleştirmektedir.
ŞİDDETİ ENGELLEMEK İÇİN ATILMASI GEREKEN ADIMLAR
Eğitim-İş olarak altını çiziyoruz: Okulda şiddet olaylarındaki korkutucu tırmanışı engellemek için atılması gereken acil adımlar vardır:
- Eğitimde şiddet yasası acilen çıkarılmalıdır. Failler toplumun vicdanını rahatlatacak ve yeni olaylar açısından caydırıcı olacak şekilde cezalandırılmalıdır.
- Özel ya da devlet okulu ayırmaksızın, tüm okulların güvenliği derhal sağlanmalıdır. Devleti yönetenler hem devlet okullarını güvenli hale getirmeli, kadrolu güvenlik personeli atamalı ve giriş kapılarına dedektörler koymalıdır. Özel okullarda da aynı güvenlik önlemlerinin alınması şart koşulmalı ve bu konuda sıkça denetim yapılmalıdır.
- Ahlak bekçiliğine soyunan RTÜK’ün toplumsal şiddeti başlıca gündemi haline getirip, mafya ve suç temalı TV yapımlarını denetlemesi sağlanmalıdır.
- İçine bin bir tane gereksiz ve hatta zararlı içerik doldurulan müfredat yerine şiddetin çağdışı ve yanlış olduğunu öğreten toplumsal yaşam dersleri içeren programlar hazırlanmalıdır.
Kendimizin ve öğrencilerimizin canından endişe ederek okula gitmek istemiyoruz. Can güvenliğimizin olmadığı bir eğitim sistemini kabul etmiyoruz! Artık yeter! Yaşamak istiyoruz, eğitimde adalet istiyoruz! Okullar öğretmene mezar olamaz!