Kadınlar Günü ve Şiddet

Her yıl Kadınlar Günü haftasında kadın haklarını, kadınlara yapılan haksızlıkları masaya yatırıyoruz konuşuyoruz fakat hiçbir sonuç alamıyoruz. Hatta kadına uygulanan şiddet her geçen gün artıyor. Bu durum sadece Türkiye’de böyle değil, diğer ülkelerde de kadına yönelik şiddet her yıl artıyor. Basına yansıdığı için erkek terörü sonucu hayatını yitiren kadın sayısını biliyoruz. Erkek terörü sonucu yaralanan, hastanede tedavi görmek zorunda kalan, sakatlanan kadınların sayısını ise bilmiyoruz.Sadece sayının yüksek olduğunu tahmin edebiliyoruz. İstanbul Sözleşmesini ilk imzalayan ülkeyiz. 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunu çıkarttık.183 ŞÖNİM hattı haftanın yedi günü, günün yirmi dört saati hizmet veriyor. Fakat sonuç yine değişmiyor, kadına yönelik şiddet sayısı artıyor.

Ülkemizde artık eğitim almamış kişi yok denecek kadar az. Üniversite mezunu olanların sayısı artıyor.Şiddet gören kadın öğretmen, avukat, doktor, mühendis, ev hanımı vs.; şiddet uygulayan erkek öğretmen, avukat, doktor, mühendis, işçi vs. Okulda alınan eğitimin şiddet uygulanan ve şiddet uygulayan üzerinde çoğu zaman etkisi yok. Kadının ekonomik yönden bağımsız olması tek başına yeterli değil. Kadınların manevi yönden de güçlü olmalarını sağlamalıyız. Evlerimizde erkek çocuklarımıza tanıdığımız toleransı kız çocuklarımıza da tanımalıyız. Erkek çocuğunun her yaptığı başlı başına gurur kaynağı iken kız çocuklarımızın yaptıkları namus meselesi, ailenin şanını kirletme meselesi haline dönüyor. Kız çocukları babanın, erkek kardeşin, amcanın, dayının,erkek kuzenin gözetiminde ve baskısı altında yetişiyor. Tek başına hareket etmesine izin verilmediği için bir erkeğin himayesinde olmaya alıştırılıyor. Hal böyle olunca kadın ekonomik yönden bağımsız olsa da manevi yönden bir erkeğe bağımlı olarak yaşamını sürdürüyor. Bu nedenle kadın kocasından ya da sevgilisinden şiddet görse de ondan ayrılmayı göze alamıyor. Çünkü tek başına yaşamaya alıştırılmamış. Kızlarımıza farkında olmadan kendimiz zarar veriyoruz. Kadınların yaşamak için, korunmak için illaki bir erkeğe ihtiyacı yok. Kadın tek başına da hayatını sürdürebilir kadın kendisini koruyabilir. Kızlarımızı ekonomik bağımsızlık kazandırırken manevi yönden de onları güçlü yetiştirmeliyiz. Erkek çocuklarımızı saygılı, merhametli, hoşgörü sahibi olacak şekilde yetiştirmeliyiz. Kız ve erkek çocuklar arasında dengeyi kurmalıyız.Bir şey yanlışsa kadın için de yanlıştır, erkek için de yanlıştır. Kadın ve erkek arasındaki toplumumuzun uydurduğu farkları ortadan kaldırırsak erkeğin kadına bakışı da değişecektir kadına verilen değer artacak ve birlikteliklerde kadın-erkek eşit söz hakkına sahip olacaktır. Aile kurumu ne kadar sağlam olursa toplum da o kadar sağlam olur. Unutmayalım her ne olursa olsun kimse şiddeti hak etmez.Şiddet uygulamak insanlık onuruna yakışmaz.

Av. Zehra Demirci

Related posts

BİR BİLGE, BİR USTA, BİR YOL: HASAN ALİ YÜCEL

Doğa bizi uyarıyor durun artık!

Yokluklar ülkesi