Laiklik Mücadelesinden Geri Adım Atmayacağız!

Denizli’de 5 Şubat 1937’de din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasını savunan Laiklik ilkesinin kabulünün yıldönümü nedeniyle Denizli Laiklik Platformu tarafından yürüyüş düzenlendi, ardından da basın açıklaması yapıldı. Basın açıklamasında laiklik ve çocuk istismarı, kadına ve çocuğa şiddet konularındaki devlet politikaları eleştirildi. 

Yürüyüşe Denizli Laiklik Platformu üyesi derneklerin başkanları ve temsilcileri katıldı. Yoğun katılımla gerçekleştirilen basın açıklamasında laiklik ve çocuk istismarı, kadına ve çocuğa şiddet konularındaki devlet politikaları eleştirildi. 

Konunun önemine istinaden basın açıklamasının tamamını yayınlıyoruz. Basın açıklaması,   

“5 Şubat 1937’de din ve devlet işleri ayrılarak laiklik ilkesi Anayasal teminat altına alınmıştır. Laiklik ilkesinin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin değiştirilemez, değiştirilmesi teklif edilemez temel nitelikleri” arasında yer almasının 89. Yıl dönümünde; Türkiye Cumhuriyeti’nin temel ilkesi olan laiklik ilkesinden ayrılmaya izin vermeyeceğimizi kararlılıkla vurguluyoruz.

Laiklik, yalnızca Türkiye Cumhuriyeti’nin temel ilkesi değil; bu topraklarda özgür, eşit ve bir arada yaşamanın tek güvencesidir. Laiklik yok sayıldığında yalnızca bir yönetim biçimi değil, toplumun tamamının eşit hak temelli geleceği hedef alınır.

LAİK EĞİTİM TASFİYE EDİLMEKTE

Bugün Türkiye’de olan biten açıktır ve inkâr edilemez: Laiklik sistemli biçimde aşındırılmakta, laik eğitim tasfiye edilmekte, laik yaşam baskı altına alınmaktadır. Bu bir hata, bir ihmal ya da geçici bir uygulama değildir. Bu, bilinçli bir tercihtir.

Dinci siyasal hareketler, daha fazla serbestlik alanı ve devletin dini temellere göre şekillenmesi hedeflerine ulaşmak için; bilinçli bir kara propaganda ile laikliğin ‘din düşmanlığı, dinsizlik’ olduğunu, devletin topluma ve Türkiye gerçekliğine aykırı olduğunu, halka ve halkın değerlerine, dindar insanlara ve dini özgürlüklere karşı bir ”yapı” olduğunu savunmakta; Laiklik uygulamalarının son bulmasını istemektedirler.

Oysaki Laiklik; din düşmanlığı değil, aksine vatandaşın din ve vicdan özgürlüğünün devlet tarafından korunmasıdır. Laiklik devlet düzeninin, toplumsal yaşamın ve hukuk kurallarının dine değil, akla ve bilime dayandırılmasıdır. Halkın dinî inançlarının siyasete alet edilmemesi demektir. Laiklik; devletin toplumda baskın olmayan inanç ya da mezhebe mensup vatandaşları ve inanmayanları koruyacak önlemler almasıdır. Devletin dini olmaz, devlet tüm dinlere ve inançlara eşit mesafede olmak; hangi dine mensup olursa olsun tüm yurttaşlarının hukuki hak ve özgürlüklerini korumak zorundadır.

‘ÇOCUK GELİN’ UTANCINI BU COĞRAFYADAN SİLİNMESİNİN TEK YOLU LAİK CUMHURİYETTİR

Laiklik ilkesine yönelen gerici ve siyasal din temelli saldırıların ilk hedefi yine kadınlar, çocuklar ve kırılgan grupların yaşam haklarıdır. Kadınların eşit, güvende, insan onuruna yaraşır yaşamının; çocukların eşit ve ücretsiz eğitim hakkının; halkın din ve vicdan hürriyeti içinde, insan hakkı temelli hukuk düzeninde, toplumsal barış içerisinde yaşamının güvencesi Laiklik ilkesidir. Kadınların bedenlerine ve kamusal alanda özgürce var oluşlarına yönelen saldırıların, çocukların tarikat ve cemaatler elinde yitmesinin, ‘çocuk gelin’ istismarı utancının bu coğrafyadan silinmesinin tek yolu Laik Cumhuriyete sahip çıkmaktır.

Dinselliğin kamusal alanda egemen olduğu an, bütünü oluşturan tüm parçalar ve kimlikler kendi özerklikleri yönünde harekete geçeceklerdir. Yapının çözülmesi kaçınılmazdır. Türkiye ölçeğinde bu ülkeyi bir arada tutan faktörlerin başında laiklik gelmektedir ve bu nitelik tasfiye edilmeye kalkışıldığında toplumsal yapı kaçınılmaz biçimde çatırdayacaktır. Şimdiden bu çatırdama toplumsal ve kurumsal çürüme olarak kendini hissettirmektedir.

EĞİTİM GERİCİLERE TESLİM EDİLEMEZ

Eğitim alanı bu gerici saldırının merkezine yerleştirilmiştir. Okullar bilimden uzaklaştırılmakta, çocuklar çağdaş ve eleştirel düşünceden koparılmakta, eğitim kurumları ideolojik ve inanç temelli yönlendirmelerin alanı hâline getirilmektedir. Laik eğitim hedef alındığında, çocukların geleceği hedef alınır. Buna sessiz kalmak, çocukların karanlığa mahkûm edilmesine razı olmaktır.

LAİKLİK HER ALANDA SALDIRI ALTINDA

Laiklik yalnızca okulda değil, yaşamın tamamında saldırı altındadır. İnsanların nasıl yaşayacağına, nasıl giyineceğine, ne düşüneceğine dair dayatmalar artmaktadır. Kamusal alan tarafsızlığını yitirmekte, devlet belirli bir inanç anlayışının aparatı hâline getirilmektedir. Yargı dini referanslarla hüküm verir hale gelmiş, toplumsal cinsiyet eşitliği reddedilerek kadınlar gericilikle kuşatılmıştır.

İSTANBUL SÖZLEŞMESİNDEN VAZGEÇMİYORUZ

Kadına yönelik şiddetle mücadeleye ilişkin en önemli yol haritası olan İstanbul Sözleşmesi, gerici baskılar sonucu halkın dini duygularının istismar edilmesi ile bilinçli kirli propagandalara uğratılmış ve uygulanmasına son verilmiştir. Sözleşmeden geri adım atmış olmanın somut ve vahim sonuçları ortadadır. Medeni Kanundaki eşitlik temelli haklar, erkek şiddetini, ev içi ve aile içi şiddeti önlemede en önemli düzenlemelerden 6284 sayılı yasa hedef alınmaktadır.

TARİKATLAR GENÇLERİN HAYATLARINI KARARTIYOR

Bilim ve fenden uzaklaşmanın, liyakatsiz görevlendirmelerin kamusal yaşamın her alanına yayılmasının en büyük bedelini 6 Şubat depreminde ödedik. Çağdaş eğitimden koparılarak cemaat ve tarikatlere teslim edilen gençlerimiz intihar ediyorlar, çocuklarımız tarikat ve cemaatler elinde istismara uğruyorlar, kadınlar dini alet eden gerici ve baskıcı politikalar yüzünden nefes alamaz durumdalar. Toplumsal barış ve refah içinde insanca yaşam hakkımız; ancak Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu laik ve demokratik Cumhuriyet ile korunabilir.

Laiklik ilkesi 85 yıldır Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin değişemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez niteliklerindendir. Laikliğe yapılan her saldırı; Anayasal düzene saldırıdır. Anayasal suçtur.

Buradan açıkça söylüyoruz:

Laik eğitimden vazgeçmeyeceğiz.

Bilimsel eğitimin yerine dogmanın geçirilmesine izin vermeyeceğiz.

Çocuklarımızı gerici kuşatmaya teslim etmeyeceğiz.

Laik yaşam, kimsenin lütfu değildir.

Laik yaşam, bu halkın kazanılmış hakkıdır.

Ve bu hak gasp edilirken sessiz kalmamız beklenmektedir.

Biz bu sessizliği reddediyoruz.

Laiklik;

– İnanç özgürlüğünün ön koşuludur.

– Kadınların eşit yurttaşlığının temelidir.

– Çocukların özgür bireyler olarak yetişmesinin güvencesidir.

– Hukukun ve adaletin tarafsızlığının şartıdır.

Laikliğin tasfiyesi; eşitsizliğin, baskının ve ayrımcılığın önünü açar. Toplumu böler, kutuplaştırır, birlikte yaşama iradesini yok eder. Bu nedenle laiklik mücadelesi, yalnızca bir kesimin değil, toplumun tamamının mücadelesidir.

Bizler; bu ülkenin yurtsever vatandaşları, kadınları, aydınları, öğrencileri, velileri;

Buradan yetkililere ve kamuoyuna açıkça sesleniyoruz:

Laikliği yok sayan her uygulamanın karşısında olacağız.

Laik eğitimi zayıflatan her adımı teşhir edeceğiz.

Laik yaşama müdahale eden her anlayışla mücadele edeceğiz.

 Laikliğe yönelik saldırılar karşısında aydınlanmayı, bilimselliği, dayanışmayı, eşitliği, adaleti, savunmaya devam edeceğiz.

Cumhuriyet’in temel kazanımlarına, lâik ve sosyal hukuk devletine sahip çıkmaya devam edeceğiz. Türkiye Cumhuriyeti’nin hukuk devleti ilkelerinden asla ödün vermeyeceğiz.

Delikliçınar sloganlarla inledi

Yürüyüş ve basın açıklaması sırasında katılımcılar, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz! Düzeniniz batsın, gençlerimiz ve çocuklarımız yaşasın! Gençler için adalet! Çocuklar için adalet! Aklama, saklama, yargıla! Zalimlere boğun eğmeyeceğiz! Eşitlik, özgürlük, adalet! Bu halk zalime boyun eğmez! Gün gelecek devran dönecek AKP halka hesap verecek! Hak, hukuk, adalet! Laik, bilimsel, kamusal eğitim! Eğitim haktır satılamaz! Sağlık haktır satılamaz! Protesto hakkı suç değildir! Boyun eğme memlekete sahip çık! Tarikat, cemaat bu abluka dağıtılacak! Halkın iradesi gasp edilemez!” sloganları atıldı.

Related posts

ADD Çocuk Tiyatrosu ‘Hayaller ve Rüyalar’ı sahneledi

Denizli’de çevreciler Esra Işık’ın serbest bırakılmasını istedi

Otistiklerin sayısı hızla artıyor: Onlar için sistem istiyoruz!