Egzersiz, fiziksel bileşenin korunmasını veya geliştirilmesini amaçlayan düzenli, planlanmış ve tekrarlı fiziksel aktiviteler bütünüdür. Düzenli yapılan egzersizin fiziksel, fizyolojik, metabolik ve psikolojik parametreleri iyileştirdiği, birçok kronik hastalık riskini azalttığı, kas kuvvetini, esnekliği ve dayanıklılığı geliştirip, kemik kas ve eklem sağlığını korumaya yardımcı olduğu bilinmektedir. Ayrıca düzenli yapılan egzersizin vücut ağırlık kontrolünü sağlamada ve obeziteden korunmada önemli etkisi vardır.
Ancak düzenli yapılan egzersizin yararlarının yanında, zamanın çoğunu fiziksel aktivite yaparak geçirmeye çalışmak, bazı engellere rağmen kontrol edilemeyecek oranda yapmak egzersiz bağımlılığına neden olabilmektedir. Egzersiz bağımlılığı bireyin bazı engellere ve birçok olumsuz durumlara rağmen kendini kontrol edemeyip aşırı derecede egzersiz yapması olarak tanımlanmaktadır. Klinik olarak olumsuz sonuçlar doğurabilen ve kişinin sağlığına zarar verebilen bir durumdur. Bireyin egzersizin süresini, şiddetini ve sıklığını sürekli artırması, egzersiz yapmak için ailesine, arkadaşlarına ve sosyal yaşama zaman ayırmaması, yaşamını egzersiz çerçevesinde planlaması egzersiz bağımlılığının önemli belirtileridir. Egzersiz bağımlılığının; kişilik özellikleri, psikolojik faktörler, fizyolojik faktörler, egzersiz tipi, cinsiyet gibi faktörlerle ilişkili olduğu belirtilmektedir.
Egzersiz bağımlılığı, fizyolojik semptomlarla (tolerans, kaçınma) veya psikolojik semptomlarla (depresyon, gerginlik) kendini göstermektedir. Yapılan çalışmalarda egzersiz bağımlılığı pozitif bağımlılık ve negatif bağımlık olmak üzere iki farklı formda değerlendirilmektedir. Bireyin yaşamındaki engel ve zorluklarla başa çıkabilmek için aşırı derecede egzersiz yapması pozitif bağımlılık; aşırı egzersiz yapan bireyin egzersiz yapmadığında stres, anksiyete, depresyon, sinirlilik, uyku vb. problemleri yaşaması ise negatif bağımlılık olarak değerlendirilmektedir.
Egzersiz davranışının işlev kaybına yol açacak şekilde fazlaca yapılması ve bırakılmaması birincil egzersiz bağımlılığı olarak adlandırılır. Bu davranışın ardında ruhsal ve fiziksel bir bağ vardır. Zayıf kalma amacıyla aşırı derece egzersiz yapma sonucunda ortaya çıkan egzersiz bağımlılığı ise ikincil egzersiz bağımlılığı olarak adlandırılır. İkincil egzersiz bağımlığı yeme bozuklukları ile birlikte görülür. Yeme bozuklukları vücut ağırlık takıntısı, şişman olmaktan korkma, zayıflamaya yönelik aşırı istek duyma, vücudun görünümüne takıntılı olma ve bunlar sonucu ortaya çıkan duygu bozukluklarının görüldüğü bir hastalık grubu olarak açıklanabilir.
Bu yeme bozukluklarından başlıcaları anoreksiya nervoza ve bulimia nervozadır. Anoreskiya nervoza olağan en düşük vücut ağırlığını sürdürebilmek için yemeyi reddetme veya azaltma gibi yöntemlerle alınan kaloriyi olabildiğince az tutmaya çalışmaktır. Bulimia nervoza ise tıkanırcasına yeme ataklarından sonra, kendi kendine kusturma, bağırsakları boşaltıcı (laksatif) / idrar söktürücü (diüretik) gibi ilaçları alma durumlarının tekrarlanmasıdır. Güzel bir görünüme sahip olabilmeyi takıntı edinmiş, yeme bozukluğu olan bu kişilerde egzersiz bağımlılığına sıkça rastlanmaktadır. Egzersiz bağımlılığına yeme bozukluğu olan kişilerde, normal bireylere göre 4 kat daha sık rastlanır. Bu durumun kadınlarda daha fazla görüldüğü ve bu durumun, kadınların beden görünümlerine erkeklerden daha çok önem vermesinden kaynaklandığı düşünülmektedir.
Diyetisyen Cansu Çatal – 14.10.2020